Carpe Di Em

Kendime yaklaştıkça anladım ki hayatımızdaki her sorumluluk, sorun, sıkıntı birer ayakbağı. Tüm bunlardan kurtulmanın en güzel yolu Carpe di em yani anı yaşamakGün batımını izlerken ve ya minicik sevimli kedicikleri beslerken ya da anlamsızca yatağınızda tavanı izlerkenve ya evde yalnız başına yavaş yavaş kimseye hiçbirşeye yetişme telaşı olmadan yemek yaparken.. huzur tam olarak hayatta bir amaç gütmeden yaptığımız anlamsız şeylerde gizli göremesekte..

Uzun bir süre anı yaşamalıyım derken yine hayat bir şekilde alıyor içine ama yok buna hükmedebilirim ben de anı yaşayabilirim.. çünkü tüm evrende herkese eşit sunulan şeylere sahibim şükürler olsun ki nefes alabiliyorum, elim ayağım tutuyor ve en önemlisi değerini biliyorum soluduğum havanın güzel güneşli veya soğuk yağmurlu havanın. Hepsi ayrı ayrı bizim için ve hepsi ayrı güzelbu kadar güzel bir gökyüzü varken insanın mutsuz olması gerçekten birazcık da şımarıklık. Umarım herkes kendiyle kalmayı mutlu olmanın değerini bilir. Çünkü mfö nün de dediği gibi ‘yalnızlık ömür boyu’..

kendinizi şımartın.. her halinizle sevin kendinizi.. hayattaki en önemli sır bu bence.. tüm bu düzen içinde Carpe Di Em i hissetmek ölümün var olduğunu ve elimizdeki tek şeyin şu an olduğunu unutmamak gerek.. good night

Thanks God Everything is Perfect 💁‍♀️😌❤️

Reklamlar

EN UZUN GECE 21 ARALIK 2017

Bir sene ne kadar da çabuk geçti değil mi? 2017 yılına girerken ne hayaller ve umutlarla girmiştik. Kaçını başarabildik kaçı yarıda kaldı acaba? Sizleri bilmem de kendi adıma işler epeyce karıştı 2017 de.  Garip sevimsiz bir yıldı da diyebilirim. 2017 nin bu upuzun gecesini de tüm bunları düşünüp mahvetmeyeceğim ama.

2017 yılında her ne olduysa kötü olan hepsini bu gece unutup iyi olanları saklayacağım bir köşede. Her sene başında diyoruz ya 2018 benim senem olacak diye. Bu sefer bunun için birşeyler yapmaya karar verdim.

2018 beklentilerimle ilgili bir hayal dünyası yaratacağım kendime ve isteklerimi hem evrenin o büyülü enerjisine hem de kendime empoze edeceğim. Umarım her biri birer birer olur.

1)En az 3 ülke gezmek bunların arasında en büyük hayalim olan İzlanda da olması. Özellikle kuzey ışıklarına ve sıcak havuzuna aşığım.

KUZEY-ISIKLARI-IZLANDA-TURU-FIRSATLARI

Gezerken harika fotoğraflar çekmek ve genellikle tercihim olan yalnız gezmek de dip not olarak eklesin. İçimdeki huzurun çektiğim fotoğraflara yansıması ve her gittiğim gördüğüm yerden kocaman anılar koyup çantama öyle dönmek eve.

Yanıma da gerektiği kadar kıyafet alacağım. 2 elbise 2 bikini bir şort bolca hayal. Bu yüzden sene içerisinde ne kadar gerekli gereksiz eşyam varsa hepsinden ya satarak ya da ihtiyacı olan birilerine verip kurtulmak istiyorum. Ne kadar fazla eşya o kadar yük çünkü hayatımızda.

Bir de Yunanistan Navagio Adası var tabi ki hayallerimde. Bizim Fethiye Kelebekler Vadisini andıran görüntüsüyle cezbetti beni.

navagio.jpg

Bunlar sadece minik birer örnek çok ülke gezip çok anı biriktireceğim. Kendime söz olsun.

2) Hayatımda GEREKSİZ ne var ise bir bir çıkaracağım.

Gereksiz eşyalar, gereksiz insanlar, gereksiz düşünceler ne varsa hepsini çıkaracağım aklımdan.. Sırt çantamda her daim umutlar ve güzel düşünceler olacak. Güzel olan ne varsa benimle olsun. Sizinle olsun. Kendimi huzurun merkezine oturtacağım. Bebekler gibi bakacağım kendime. Ne kendimin ne de başkasının incitmesine asla izin vermeyeceğim.

3)Haftasonları hep plan yapacağım. Her haftasonuna mutlaka bir kitap okuma, bir doğa gezisi yapacağım. Mümkün olduğu kadar oksijeni ciğerlerimde hissetmeye çalışacağım 2018 de. Sırt çantam her daim yanımda olacak ve her an tatile gidebilecekmiş gibi hazır olacak.

4) Resim yapmaya devam edeceğim haftada en az bir resim, iki dize şiir ve ayda bir blog yazacağım. Yazmayı da okumayı da asla bırakmayacağım. İş güç hayat ne kadar yoğun olursa olsun haftada bir kitap bitirmeyi asla ihmal etmeyeceğim.

5)Aşka asla küsmeyeceğim. Ne olursa olsun kim ne kadar üzerse üzsün kalbimde kocaman birsevgi olduğunu ve onun herşeyin üstesinden geleceğini unutmayacağım. Kalbimi aşka açık tutacağım ve insanlara güvenmeyi öğreneceğim zor da olsa.

Bugün dünden daha güçlüsün

Bugün dünden daha iyisin

Bugün dünden daha farklısın

Uyandığın her güne şükret ve senin değerini bilmeyen hiçkimseye değer verme☺️

<

Listede aslında birçok şey olacak yılbaşı gecesine kadar biriktireceğim de. Ama en başlıcaları bunlar sanırım. Hayallerinizin peşinden gidin. Çünkü kim ne derse desin doğru yol orası. Mesela siz de böyle minicik ufacık listeler oluşturun kendinize. Ne olursa olsun gerçekleşir veya gerçekleşmez ama en azından hayata geçirmek için bir şansınız olmuş olur. Denemekten kim kaybetmiş değil mi ?

6)Her gece yatmadan önce ve gün içerisinde şükredeceğim..< strong>

THANKS GOD EVERYTHİNG İS PERFECT🙏🏻

Bisiklet..🚲

Hayat tıpkı bisiklet çevirmek gibidir.. Pedalları hep bir yere varmak için çeviririz; 

Bazen hızlı hızlı çeviririz yetişmek için gitmek istediğimiz yere, bazen yavaş yavaş etraftaki güzellikleri görerek doğayı içimize çekerek.. Bisiklet özgürlüktür;

Tüm güç kaynağı bacaklarımızdır yüzümüze rüzgar vurdukça daha da güçlenir bacaklarımız..

Bisiklet dengedir;

Dengemizi tam bisiklete güvenebildiğimizde sağlayabiliriz ve pedallar kendiliğinden gider..

Bisiklet maceradır;

Nereye çevirirsek oraya götürür bizi, bazen hiç beklemediğimiz bir sürü kuzuyu görürüz yolda bazen buza dönüşmüş bir gölün üstünde yürüme heycanını yaşatır bazen de kızgın bir köpüşten kaçmak için çeviririz pedalları

Bisiklet bedavadır; 

Hayatta da istediğimiz birçokşeyi parasız elde edebiliriz..

Hayata dokunduğunuzda bisikletten çok farklı olmadığını anlayacaksınız ve ne kadar ‘BASİT’ yaşarsak o kadar mutlu olucağımızı da unutmadan eklemek lazım..

Ve sizin gibi bunu hisseden bir eli tutarak o pedalları çevirdiğinizde hayatın 2 bisikletle daha anlamlı olduğunu farkedeceksiniz.

Tek bir bisikletle de istediğim bir yere giderken başka bir bisikletin ve kalbin yanımda bana dokunmadan gitse de nasıl güç verdiğini gördüğümde anladımki hayatın anlamı tam da burda gizli..

AŞK; Birbirinin dengesini bozmadan, karşılık beklemeden, yüzüne çarpan rüzgarın özgürlüğünü engellemeden, elini tutup daha da güçlü hissetmesini sağlayıp birlikte bisiklet pedallarını daha güçlü çevirmekte gizli.. Bunu başarabildiğinde ise senden mutlusu olamaz..

Gizli Güzelliği Keşfetmek..

img_8353Merhabalar; bugün 2016′ nın son günleri olduğundan içimde garip bir heyecan  var ve bu yüzden yeniden yazmak istedim. Bu yazımda biraz hayatı biraz da 2016 yı değerlendirmek eleştirmek ve bu doğrultuda 2017 ye güzel adımlar atmak amaçlı birkaç şeyden bahsedeceğim umarım yazarken yaşadığım heyecanı siz de okurken hissedersiniz şimdiden sabır için teşekkürler..

Öncelikle başlığa neden bu ismi verdiğimi açıklamak istiyorum. Geçenlerde bir film izledim. Baş rolünde Will Smith’in oynadığı ‘Gizli Güzellik’ adlı film. Filmden aldığım bir kaç ders ile biraz hayatı biraz da kendimi sorgulamaya başladım. Bazı kavramlar var hayatımızı yöneten ‘Zaman’, ‘Sevgi’ ve ‘Ölüm’ gibi. İnsanlarla konuşmayı kestiğimizde bunlarla konuşmaya başlarız. Bu kavramların her insanda hissettirdiği duygular farklı. Bugün bunlara tek tek değinmek istiyorum;

img_3795

^^ZAMAN^^ ; 

Zaman küçücük bir çocuğa benzer. Bu fotoğrafta gördüğünüz çocuk Yunanistan Meteora’ da annesinin elini sıkı sıkı tutarken fotoğrafını çekmek istediğimi söylediğimde bana bu tatlı pozu verdi. Gözleri bakışı hepsi zamanı anlatıyor bana. 2016 yı düşünelim çabuk bitti ya da bitmek bilmedi diyebilirsiniz ama sonuç olarak geçti bitti. Bizden aldıkları verdikleri hepsi birer dersti kimi zaman düşürüp ayaklarımızı kanattı, kimi zamanda kahkahalar attırdı saatlerce sebepsiz yere. Çocuklar gibi mutlu etti ya da çocuklar gibi sebepsiz yere ağlattı. Zaman çocuğa benzer ondan ne istediğiniz ve istemediğiniz tamamen size bağlı. Bir çocuğa merhametli olmayı ya da acımasız olmayı öğretebilirsiniz bunların hepsi size aynı şekilde zamanla geri döner. Zaman da böyle onu nasıl kullandığınızla ve ya ondan ne istediğiniz ile birebir alakalı. Yavaş yavaş sindirerek de yaşayabilirsiniz. Hızlı durmadan hareket halinde de. Zaman bir anda durabilir de hızlıca akabilir de.. Hepsi bizlere bağlı aslında. 2016 da zamanı kendimiz için nasıl kullandık yarın son günümüz olsa ve keşke şunu da yapsaydım dediğimiz şeylere vakit ayırabildik mi ? Sevdiklerimize kaliteli zamanlar mı ayırdık yoksa ayaküstü geçerken yanağına öpücük kondurup gittik mi ? Zaman size kimleri getirdi kimleri aldı elinizden 2016 da bir düşünün.. Hepsinin size verdiği ‘Gizli Bir Güzellik’ vardı aslında. Zamanla öğrendik iyiyi kötüyü, zamana bırakıp iyileştik yaralarımızı sardık, zamanla tanıdık, zamana küfrettik geçsin diye ya da dursun diye yalvardık. Hiçbir zaman avuçlarımızın içinde tutamadık ve elimizdeyken de doğru kullandığımızda aslında hep bizim olduğunu farkettik. Zaman bir çocuk gibidir. Büyüyen çocuklara ya da kendi çocukluk fotoğraflarımıza bakarken fark ederiz bunu. 2016 iyisiyle kötüsüyle bir şekilde geçti. Zamandan almak istediklerimizi alabildik mi ? Alamadıklarımız tam olarak neler ise 2017 de almak için çabalayacak mıyız ?

IMG_4991.JPG

Kendi adıma konuşmak gerekirse 2016 da zaman su gibi akıp geçti bir çok ülke gezdiğim ve zaman kavramım saat farkları ve ya gezmekten uykusuz kalınan ama her bir saniyesi birbirinden güzel geçen bir çok anı ile geçti. Bir sürü bilmediğim sokak, cadde, insan, hayvan gördüm. Bazen zaman hızla geçti bazende hiç geçmek bilmedi.

IMG_9714.JPG

Kimi zaman yolu şaşırıp kayboldum kimi zamanda kendimden emin bir tavır ile bir anda buldum gideceğim yeri. Her biri bana zamanın kendi içinde güzellikler taşıdığını ve sürprizler ile dolu olduğunu gösterdi. Ve en çok ne zaman mutlu olduğumu hatırladığı m ise ‘Zaman’ kavramını tamamen unutup bir kenara attığımda. Çünkü yetişmeye çalıştıkça daha da çok kayboluyor. Bazen de bırakmak lazım kendine zamanı tıpkı bir çocuk gibi. Ağaç çiz ev çiz demek yerine o an ne hissediyorsa onu çizmesine içinden geçeni yaşamasına izin vermesiyle çıkan tablonun güzelliği aslında hayat..

img_5535

^^SEVGİ^^ ;

Sevgi deyince aklıma ilk olarak fotoğraftaki minnak sevimli şey geliyor. Aslında sevgi bu kadar basit. Karşılık beklemeden en içten şekilde sarılan kedim Lulu bana birini hiçbirşey beklemeden sadece sıcaklığını ve kokusunu sevdiğim için sevmeyi öğretti. Her gece ısrarla onu sevmem konusunda ısrarı ise tüm gün üzerime gelen hayatın stresini alıp hiçbirşey düşünmeden mutlu uyumamı sağlamak diye düşünüyorum. Sevginin en güzel ve en tatlı hali benim için Lulu. Tabikide ailem arkadaşlarım hepsinin ayrı ayrı bir yeri var bende hatta çok çok sevdiğim, sevmediği bir ton insan var hayatlarımızda, ama Lulu benim bütünüm aynadaki yansımam, kimi zaman sakin olması kimi zaman hareketli olması. İstediğinde sevmesi istemediğinde köşe bucak kaçması her şeyi ile ben. Hayatı durdurabildiğim an benim için Lulu. Ama gerçek hayat öyle değil işte. Hepimizin hayatında sevdiği birileri var. Kimi zaman canını acıtan kimi zaman hayata bağlanmasını sağlayan.. Tüm bu duyguları hissetmek bile önemli bir başarı. Çoğu insanın hissetmeyi sevmeyi unuttuğu günümüz dünyasında birine kızacak kadar sevmenin bile önemini anlatıyor insana. Filmdeki karakter sevgiye küsmüştü. Çünkü sevdiği bir şey alınmıştı elinden. Sevdiğimiz şeyler elimizden gittiğinde küseriz genelde sevmeye. Üstelik sevmek sevilmek bu kadar basit birşey değilken bir anda sırtımızı dönüp banane oynamıyorum moduna geçip köşemize çekiliriz. 2016 yılında böyle zamanlarım bolca oldu. Bir aya yakın bir süre kendimi kapatıp sadece nefes aldım ve yemek yedim. Küstüm; kendime, hayata sevgiye. Ve işin garip yanı hiçbir şey yok iken bir anda geldi bu duygu. Kendime trip attım, görüşmedim kendimle sadece yaşadım. Sonra bir anda garip birşey oldu baktım ki istersem bu durum hayatımın sonuna kadar sürebilir. Napıyosun dedim kendi kendime. Her ne olduysa ve neler kötü gittiyse düzeltmek de bok etmek de senin elinde. Hepimiz için geçerli bir şey bu. Kendime  küs değilim artık sevgiye de öyle. Yoldan geçen kocaman bir köpüş ve ya sevimli bir kediyi bile sevebilme yeteneğime tekrar kavuştum. Çünkü sevgi de bize aslında ‘Gizli bir güzellik’ i keşfetmemde yardımcı oldu. Sevgi düşünülerek yapılan bir eylem değil. Düşünmeden içinden geleni hissedersin ve hissettirirsin karşındakine. cntn5138

Hayvanlar iç güdü ile hareket ettiğinden bunun en güzel örneğidirler. Sormaz sorgulamaz sadece severler.Bu yüzden kazanırlar. İnsanoğlunun yaptığı en büyük hata bu galiba. 2016 da kendime izin vermediğim hayır asla dediğim ve sevmekten kaçtığım tüm anları düşünüp 2017 de bunun böyle olmaması için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Her ne olursa olsun sevgi bir şeyler öğretiyor insana. Yanlış da olsa doğru da olsa o an kalbinin atmasının güzelliğinden daha güzel ne olabilir ki ?  2017 de sevmekten ve kalbinizi sevgiyle büyütmekten asla vazgeçmeyin. Unutmayın 5 saniye sonramızın garantisi yok belki de karşıdan karşıya geçerken bir araba çarpacak ve tam geçmeden yanınızdan bir yaşlı teyze geçti ve sizden yardım istedi o an yola atlamaktan kurtuldunuz, hem yaşlı teyzeye yardım etmiş oldunuz hem de bir anda hayatınız kurtuldu. Asla bilemezsiniz olayların size ne ile geldiğini. Yaşlı teyzeye işim var deyip tersleyebilirdiniz de.. Çok basit bir karma aslında hayat ama bu karmayı çözebilmenin veya çözmeden keyiflice yaşamanın tek ilacı da sevgi.

Sevgi herşeyin ilacı ve aynı zamanda hayatın kafamıza doğrultup acımasızca sıktığı en büyük silahı. Mantığınız sizi doğru noktalara götürebilir. Ama ^^SEVGİ^^  sizi hayatın tam kalbine oturtur. Her an hayatınızın merkezinde sevmek ya da sevdiğiniz insanlar olsun da demiyorum. Kendinizi sevin mesela önce sonrası diğer insanları da elinizde olmadan sevmekle geliyor. Kendini sevmeyen insan başkasını da sevemez. 2017 den istediğim en önemli şey bu galiba; sırtımdan kanatlarım eksilmeden özgürce sevmek sevilmek.. Her an gidebilecek gibi bir yumruk gibi kalbinde oturmuş sessizce sana gülümsüyor gibi sevmek. Sonsuz ve bir gün sonu varmış gibi sevmek. Hayatı insanları sevmek. Rüzgarın sesini dalgaların hareketini sevmek.. Parçayı değil bütünü sevmek.

kirklareli-isletme-tadilat-2

^^ÖLÜM^^

Ölüm deyince aklımıza yaşlı insanlar gelir genelde. Benim aklıma ilginçtir ki hep ilk Shameless Frank gelir.Fotoğraftaki de o. Yanında oturan kız doktor ve kansere yakalanmış. Ölmeden bir kaç gün önce beraber tatile gidiyorlar; Frank’in umursamaz hayatı sallamaz hallerine aşık olan kızımız ciddi hayatına inat son günlerini onunla ve sorumsuzca geçirmeye karar veriyor. Sonunda ise ölümün onu almasına izin vermemek için bir sabah erkenden uyanıp kendini dalgaların kollarına bırakarak hayata son veriyor. 2016 yılı ülkemizdeki problemler nedeniyle şanssız ve ölüm dolu bir seneydi. Umarım 2017 de tüm ölümlere inat bir sürü güzel şey olur. Ölüm herkesi korkutur. İlginçtir ki ben çok fazla korkmuyorum. Hiç de korkmadım. Çünkü bu yazın sonlarına doğru kendime bir söz vermiştim. İlk blog yazımda anlattığım yalnız tatili yapacaktım ve yaptım. Bir sürü yapacağım hedef var ama en önemlisi buydu sanırım. Gideceğimi söylediğimde annem şiddet ile karşı çıktı. Kesinlikle olmaz tek başına ne yapacaksın korkarım ben diye söylendi. Sonra bir şekilde onu ikna ettim ve yola koyuldum. İnsan aslında hayatı boyunca yalnız yoluna kimler çıkıp girerse girsin bu böyle. 4 gün yalnız başıma kaldığımda en iyi anladığım bu olmuştu. Her şey ile tek başıma başa çıkabilirim, savaşabilirim, yenilebilirim ama sonunda kazancım ya da kayıbım kendime. Hayatta böyle ölümde aslında. Korkusuzca yaşadığında ölümü çok fazla düşünmüyorsun. Ölen insanlara üzülebiliyorsun, ağlayabiliyorsun ama kendi ölümünü hiç düşünmüyorsun di mi ? Bu her insanın korktuğu bir şey sanırım. Korkma bir gün gelecek ve bitecek sadece korkma. Onunla yaşama ama o yokmuş gibi de yaşama. Ölüme meydan okumakta teslim olmakta senin elinde. Yaşadığın hayat ile yaşamak istediğin hayat arasında ne kadar fark olur ise ölümden o kadar korkuyorsun. Hayatı hiç ölmeyecekmiş gibi ama her an ölüp gidebilecek gibi sınırda yaşamak gerektiğini öğrendim 2016 da. Her uyandığım sabah hayata daha bir heyecanla sarılmama sebep oldu bu duygu. İnsanları kırmamam gerektiğini egomu bir kenara atıp duygularımla hareket etmeyi yeri geldiğinde özür dilemeyi yeri geldiğinde susup dinlemeyi olmuyorsa da gitmeyi öğrendim. Ölüm korkutucu ve soğuk değil aslında. Düzgün ve güzel yaşadığında ölümden de korkmuyorsun. Filmde çocuğu ölen bir babayı anlatıyordu. Ölümden nefret ediyordu bu yüzden.77f6c64f-7534-46b1-b911-e8348bdbcbaa

Hayat hepimizden birilerini aldı götürdü evet ama ölümü düşünüp üzülmekle yeni doğan umutlara mutluluklara haksızlık etmek de saçma.. Frank bir çok defa ölümü atlatıyor dizide. Ve hepsinde şans ve tesadüf eseri. Hayat kocaman bir şans döngüsünden oluşuyor. Kaybetmek ve ya kazanmak üzerine de kurulu değil çünkü bunların hepsi herkes için değişken şeyler. Bir keresinde dizide karaciğerini kaybettiği için ölecek olan Frank’e son anda karaciğer naklediliyor ve bir süre içki içmemesi söyleniyor hatta mümkünse ölene kadar. Ama Frank hastaneden çıkar çıkmaz deniz kenarına gidiyor ve fotoğrafta benim yaptığım gibi kaldırıyor içkisini yendim seni diye bağırıyor Allah’a… Sorumsuzca ve özgürce  ” yapabildiklerin bu kadar mı ? ”  diye de ekliyor. Ben ise bu karede aklıma Frank gelmesine rağmen yanlışlıkla dalga tarafından ıslandığım ve denize girmek zorunda kaldığım üşümeme rağmen çok keyif aldığım bir anı hatırlıyorum. Ölüm bir gün beni bulacak ise hayat da tam tamına böyle geçmeli diye düşünüyorum. Hiç beklemediğim bir anda dalga ıslattığından soğuk da olsa kıyafetlerimle denize girmek gibi.. Plansız, spontane yaşadığın sürece hiçbir plan senin olmayan planlarını mahvedemez. Ölümden korkarak yaşamamak ama ölüm olduğunu da unutmamak gerekiyor hayatta. Ölümde bile ”gizli bir güzellik” aradığın zaman hayata daha çok bağlanıyorsun. Ölümler insanı üzmemeli demiyorum ama hayatlarımızdan giden insanlar için üzülerek ”hayatın gizli güzelliği” ni kaçırmanın da yanlış olduğunun kanısındayım.

img_0426

Sonuç olarak 2017 bize tüm güzellikleriyle bu üç kavramla barışabildiğimizde hepsini anlamlı kılarak bizi fotoğraftaki Shameless Fiona gibi ellerimizi en zirveye kaldırıp şapşalca mutlu ederek gelsin diyorum. 2016 da bir sürü güzellikler, üzüntüler, kayıplar ve kazançlar yaşadık. 2017 tüm bunlardan ders alarak emin ve kararlı adımlarla sevgi ve umut dolu mutluluklar ile gelsin hepimize. Ama en önemlisi 2017 deki ”Gizli Güzelliği Keşfetmeniz” herşeye rağmen hayattan küçük ama farklı mutluluklar seçerek kendi payınıza yorduğunuz ve hedeflerinizi gerçekleştirirken size göz kırpan güzel anılar olması dileklerimle..  Ben gerçek Noel Baba’yı bu hafta sonu Kıbrıs’ta bir cafe de tesadüf eseri gördüm; kendisi İngilizmiş hediye almaya gelmiş olmalı ya da o kadar hediyeyi alacak parası bitmiş olacak ki kumar oynayıp daha çok hediye kazanmaya gelmişti bilemiyorum. Hediyem nerde diye sorduğumda yılbaşı gecesini beklememi söyledi. Umarım beni unutmaz kocaman dünyada bana da minnak bir hediye yollayıp yüzümü güldürebilir. Noel Babiş uyandığınız 2017 sabahında size şans, mutluluk ve huzur getirmesi dileklerim ile.. ”Hepi NİW YİIRRRRRRRR”  diyerek yazıma ve 2016 ya noktayı koyuyorum.   Not:Happy New Year diye yazıldığını bende biliyorum. Sadece böyle yazmak çok tatlış ve hoşuma gidiyor. 

bebm9397

Arkana yaslan ve rahatla..

Uzun zaman oldu ara vereli.. Çünkü doğru zamanı bekledim hep. Yazmak abartılcak bişey değil ama gelmesi gerekiyor birşeylerin. Hani herkeste vardır ya öyle bir an kendinizi huzurda hissedersiniz ve kocaman bir sevinç doğar.. Kendinizi rahat ve güvende hissedersiniz. Huzuru hissedersiniz içinizde.. Bu gece tam da bundan bahsedicem huzur. Huzur nedir bir kendimize soralım mesela. Herkesin farklı yerlerde farklı insanlarla yaşadığı huzurla doludur dünya. Huzurun birçok tanımı olmakla birlikte asıl huzur bizim içimizdedir. Bugün tam bunu hissettim. Gariptir ki hiçbişey olmadan bunu anladım. hayatımız sürekli birşeylere koşturmakla yetişmekle geçiyor. Kendimizle yüzleşip asıl sorunun ya da mutluluğun nerede olduğunu kendimize soramıyoruz. Nefes alamıyoruz en önemlisi de bu galiba şöyle bir havayı içimize çekip neler oluyor hayatta bir de şu rüya gerçek olsa olsa diye içimize o neşeyi atmaya hiç zamanımız olmuyor. Şu dünyada en önemlisi kendimizken kendimize vakit harcamayı unutuyoruz ne garip dimi? En son ne zaman aynanın karşısında kendimize bakıp mutlu musun diye sorduk mesela kendimize. Ne zaman nerede olduğumuz önemli değil aslında kendimizle yüzleşme cesaretini ne zaman bulduk mesela? Asıl huzur kendi içimizdeyken neden hep koşturup durduk ve asıl istediğimiz ne diye sormadık kendimize. Ya da kendimizi nasıl rahat hissediyoruz ? Nerede mutluyuz ? En son ne zaman mutlu ve huzurlu hissettik ? Tam bu noktada aklıma şu geliyo tekrar rahatlama.. Rahatlamak.. Rahatlık. Rahat olmak. Mesela misafir geldiğinde evimize hep şunu deriz kendi evinde gibi hisset rahat ol ya. Üstüme rahat bişeyler giyip geliyorum deriz mesela. Kıyafetimiz mekan yanımızdaki insanlar.. hepsi rahatlığın birer tanımı aslında. Geçenlerde bir gece uykusuzluk tuttu ve ne tarafa dönsem uyuyamadım dua okudum, şarkı söyledim kendi kendime, dans ettim aynanın karşısında ama yinede rahatlayamadım.. Nedenini bulmaya çalışırken çok değerli ve sorunu çözebileceğine inandığım bir arkadaşıma yazarken buldum kendimi; ”uyuyamıyorum ben ya sebebi yok ve uyuyamıyorum uyumam lazım!’ Bana dediği şey ise ; ‘üstüne kendini rahat hissettiğin bişey giy ve rahat uyu’ idi. Geçenlerde tatlı bir kız arkadaşımın hediye ettiği pandalı bir kapşonlu vardı onu giydim. Hatta kamerayı açıp kendime baktım. Çok şapşal ve boşvermiş duruyodum. Dünyanın en huzurlu uykusunu o gece uyudum sanırım. Pislenir gündüz giydiklerin gece giyilmez mantığıyla giymemeliyim diye dolaba kaldırmıştım halbüki giyiceğim güne saklamıştım. Halbuki o an beni rahatlatıcaktı yarın ya da başka bir gün değil. Hayatta tam böyle değil mi neden erteliyoruz ya da bişeylere dayatıyoruz bişeyleri? Neden o an nasıl rahatsak öyle yapmıyoruz. Bana hep rahat bir insansın der arkadaşlarım, bazen eleştirmek için bazende takdir etmek için söylerler. Bazen üzülürüm bazen mutlu olur bazende umursamam. Oysaki her insanın istediği ama elde edemediği birşeyi bulmuşum da haberim yokmuş. Rahat olmak kendin olmak demekmiş aslında. Mesela kimse kendiyle ilgili gizli birşeyi kolay kolay anlatamaz herkese. Bazen arkadaşlarım bunu benim yanımda rahatça yaparlar; çünkü kendilerini rahat hissederler, yargılanmaz, sorgulamaz sadece dinlerim tam da bu yüzden kendimi rahat hisseder bence. Yargılamak, eleştirmek, kızmak hepimizin zaman zaman yaptığı şeyler ama bunları da kişilerin hayatımızdaki rahatlığı bozulmadan yapmamız gerekiyor. Sevdiğin arkadaşların, sahil, orman, evin.. Bunların hepsi seni rahat hissettiren şeyler. Bunları bulabildiğinde huzuru da buluyosun. İçine kendine dönüyosun ve huzuru buluyosun. Sonra dünya daha bir güzelleşiyor. Hiç farketmediğin gereksizlikleri bir kenara bırakıp sadece mutlu oluyosun. Rahatlığınla boşvermişliğinle mutlu oluyosun. Bu gece durup kendimize sadece bunu soralım bence ben en son ne zaman rahat hissetmiştim ve bunu kendimde nasıl sonsuz kılabilirim. Neleri değiştirerek bu rahatlığı tekrar sağlayabilirim. Hep rahat olalımda demiyorum tabiki ama mutluluğu bize tekrar getirebilecek rahatlığı bulalım ve huzuru içimizde hissedelim. İşte hayat hepimiz için tam olarak o gün anlamlı olacak.. Şimdiden bunu sabırla okuyan şanslı insana iyi geceler diliyorum. Şunu bilmelisinki yalnız değilsin. Mutsuz değilsin. Birşeyler eksik değil. Sadece rahat değildin ve şimdi kendinle yüzleşerek sonsuz rahatlamayı buldun. Gözünü kapattın hayal ettin ve o rahatlamayı buldun ve bu gece rahat uyuyacaksın. Ya da bugün kendinde belli kararlar alıp yarın rahatça uyuyacaksın. Ama en önemlisi rahatlayacaksın. Buna inanıyorum ve sonuna kadar yanındayım düşüncelerinin.. Şimdiden tatlı rüyalar.. 

Sorunun cevabını bulmak istiyosan, soruyu soranı incele yani kendini, cevap tam olarak burada ve hayatta gizli..

Günaydın; bugün Yunanistan için son gün. Fotoğrafa dikkatli bakarsanız omzumda panda var; snap ten takip edenler bilir tüm yol ön camın önünde bu pandayla gezdim. Ve dün akşamda beraber gün batımını izledik yol üstünde 🐼IMG_9265.JPG

Kendime en yakın hissettiğim en ponçik hayvan türü olduğundan yanıma bi tek onu aldım. Pandalar mutsuz olduklarında yalnız kalmak isterler dediklerinde çok saçma gelirdi. Birlikte geçirdiğimiz 4 gün hiç konuşmadı, ki peluşlar konuşamaz da zaten. Ama bana bişeyi öğretti birşeylerin cevabını arıyorsan tam içine, en derine sorucaksın, insanlara değil. Ve etrafa saçtığın o kocaman ışığı da geriye senden başkası getiremiyo hayatta. Çektiğim fotoğrafların %95 i benim gözümden objektif ayarlanıp zamanlayıcı ile çektiğim kareler, tıpkı bunu telefonu arabanın sileceğine sıkıştırıp çektiğim gibi, bazıları da zamanlayıcıya yetişmek için çırpınırken yardım eden tatlı insanların gözünden. Üstelik hepsi kendi teklif etti ben çekebilir miyim diye. Hiçbiri benim gözümden göremediğinden aynı tadı alamadım ve kendi çektiklerimi paylaştım. Yalnızdım yani tatil boyunca, inanmasanız da.. İnsanların çoğu yalnız kalmaktan farklı insanlarla konuşmaktan korkar olmuş günümüzde. Oysaki hayat tam da bu kısa güzel anlardan ibaret. img_9064-2Kendimi aradığımda anladım ki, insanın en çok korktuğu ve incittiği yine kendisiymiş hayatta. Objektif yalan söylemez, kendi çektiklerimde ki hüzün insanların gözünden çekilenlerle bir değil. Özgürce zıplayıp gülümseyebildiklerimde öyle. Kendimi bulduğumda anladım ki onu aslında hep sevmişim kollamışım gizliden, insanlardan. Kime ne diyeceğim diye hiç bir zaman düşünüp dünyayı dar etmemişim mesela ona. Parka götürmüş, sahilde deli gibi koşmasını, doya doya gülümseyip hıçkıra hıçkıra ağlamayı öğretmişim. Yeri gelmiş koşarken ayaklarını incitmiş yeri gelmiş koştuğunda güvendiği başka bir omuza sarılmış ama hep içinden geleni yapmış.. Objektif yalan söylemez, kendi çektiklerimdeki hüzün insanların gözünden çekilenlerle bir değil. img_9241Güvendiğimiz, sevdiğimiz, sevmek istediğiniz insanlar değil aslında kendi iç sesimizin bizi götürdüğü insanlar. Çok sevdiğim bir büyüğüm, dost, arkadaş, insan geçenlerde; önce kendinden özür dile seni üzmelerine izin verdiğin için, affet kırıldığın anları, teşekkür et bu anları yaşadığın için ve en önemlisi seni seviyorum de kendine demişti ve çok saçma gelmişti.. Çünkü insan kızdığı insanlara bunları söyleyemezdi öfkesi hırsı belkide kırık kalbi izin vermezdi. Ama affettiğin kendinse ve bunları yapınca iç huzurun yerine geliyorsa yapmalıydın.. Şu an anlıyorum ve , kendimden binlerce kere ÖZÜR DİLİYORUM fazla verilen kıymet için, kendimi AFFETmem için yalvarıyorum kendime, TEŞEKKÜR EDİYORUM binlerce kere cesaretim ve var olduğum için en önemlisi de SENİ SEVİYORUM diyorum kendime egodan uzak tüm benliğini iyi kötü hepsiyle kabullenircesine .. Bunların tümünü yaptıktan sonra da şükretmek lazım sonsuz yaratana; img_7671Thanks God; everything is perfect.!  Unutmayın bu mükemmelliği yaratan herhangi bir güç olamaz ve yaşadığın her an ona şükret çünkü şükrettikçe artacak sana cömertliği, iyi tatiller…